Valikonağı Cad. Pulcu Ap. No:88/2 Nişantaşı Şişli, İstanbul, Türkiye
Hipnoz ile Anksiyete Bozukluğu

Hipnoz ile Anksiyete Bozukluğu

Anksiyete bozukluğu olarak da adlandırılan kaygı bozukluğu, çeşitli korkulardan dolayı insanların işlevlerini olumsuz yönde etkileyen bozuklukların ortak adı olarak tanımlanabilir. Bu tür bozuklukların beklenenden çok daha yaygın olduğu ve neredeyse her beş kişiden birini etkilediği açıktır. Aslında, duygular hakkındaki deneyimler sonucu aşırı yüklenmeler sebebiyle kaygı oluşur. Sıradan stres ve kaygı 6 aydan fazla devam ederse ortaya anksiyete bozukluğu ortaya çıkar.

Örneğin, trafik kazası yaşayan veya şahit olan bir kişi, araba kullanmaktan, uyumakta zorluk çekmekten, endişe duymaktan şikayetçi olur. Birkaç hafta sonra bile normal olarak kabul edilmeyecek kaygı semptomları yaşayabilir. Ancak bu belirtiler devam ederse, bir uzman desteği şarttır.

Anksiyete Bozukluklarının Tedavisi Mümkün müdür?

Anksiyete bozuklukları ilaç tedavisi ve psikoterapi ile tedavi edilir. Bazı kişilerin ilaç kullanmaktan memnun olmadığı görülmüştür. Davranışsal terapi veya psikoterapi ile, kaygı bozukluklarının tedavisi mümkündür. Bununla birlikte, bu yöntemlerin davranışları değiştirebilmesi veya travmatik bir olayın etkilerini azaltabilmesi için uzun bir süre terapi gerekli olabilir. Böylece, hipnozun anksiyete bozukluklarında en etkili tedavi olduğu söylenebilir.

Stres ve Anksiyete Bozukluklarında Hipnoz Kullanımı

Hipnoz stres ve anksiyete bozukluklarının tedavisi için kullanılan yöntemler arasında ek bir yöntem olarak kullanılmaya uygundur. Stres, bu bozukluğun oluştuğu süreç olarak tanımlanmalı, psikolojik ve / veya fizyolojik stres olarak ikiye ayrılmalıdır. Stresli bir sürecin neden olduğu kaygıya verilen tepki kişiye bağlı olarak değişir. Birisi için basit ve yaygın olan bir problem, bir başkası için tehdit ve stres kaynağı olarak algılanabilir. Bir durumun dayattığı gerçek bu kişinin bu durumla başa çıkma yeteneğini aşıyorsa, stresli süreç kaygı ve stres bozukluğuna neden olabilir ve organik reaksiyonlara neden olabilir. Bu süreç devam ederse, fizyolojik ve psikolojik denge bozulabilir. Stres tepkisi, genetik faktörlere ve çalışılan davranış kalıplarına göre değişir. Bireysel özellikler, yaşam deneyimi, öğrenilen stratejilerin varlığı, hastanın bunları etkin biçimde kullanma yeteneği ve özgüven, stresin üstesinden gelmede rol oynamaktadır.

Birçok psikolojik problemin ve ruhsal hastalığın oluşumunda stres ve kaygı önemli bir faktördür. Kronik bir tehdit algısı ve bunun aşılmasındaki zorluklar bazı insanların kaygılarına ve bazılarının da depresyona girmesine sebep olabilir. Stres ve anksiyete bozukluklarının psikolojik tedavisinde psikoterapötik, davranışsal ve bilişsel ilkelere dayalı birçok yöntem kullanılmaktadır.

Psikoterapi genellikle davranışsal ve bilişsel yaklaşımlarda, bazen ilaç tedavisi ile birlikte, bazen de stresle başa çıkmada tercih edilir. Bu, tedavide hipnoz tedavisi kullanımını da güçlendirir. Hipnoz genellikle psikolojik tedavi etkisini doğrudan arttırmak için kullanılabilir. Stres ve anksiyete bozukluklarının tedavisinde bireysel strese duyarlılığı azaltma hedefi vardır. Kişilik özelliklerine, yaşam deneyimlerine ve süregelen sorunlara dayanarak bilişsel ve davranışsal değişimler elde etmeye çalışılır.

Hipnoterapi Anksiyete Tedavisinde Nasıl Kullanılır?

Hipnoterapi, bir kişinin hipnotize edildiği oturumlarda psikolojik sorunları tespit etmek ve tedavi etmek için kullanılan bir yöntem olarak tanımlanabilir. Örneğin, klasik psikoterapi yöntemlerinde bilişsel-davranışçı terapi yöntemi, bireyin sorunlarına odaklanır, onlara yardımcı olur, bunları çözmek için öneriler sunar ve hastaya nasıl adım adım uygulanacağını öğreterek hastanın durumu kabul etmesini sağlar. Fakat beyni aktif olan, bilincini bilen bir hastanın problemleri, çözümlerini veya adımlarını kabul etmesi zor olabilir.

Hipnoterapide, hasta hipnoz altındayken benzer bir yaklaşım kullanılır. Başka bir deyişle, problemini kabul etme ve çözme fırsatı verebilecek önerilerde bulunulmasını sağlar. Her ne kadar hipnotize edilmiş hasta bilincini tamamen kaybetmemiş olsa da, bilinçaltına ulaşılır. Bu nedenle telkinlere şüphe ile yaklaşmak mümkün olmamaktadır. Elbette, buradaki önerilerin kimsenin etik veya sosyal değerleri ile çelişmediğini hatırlatmak gerekir. Kişinin etik ve sosyal değerleriyle çelişmeyen telkinler vererek kaygı bozukluğunun etkin olup olmadığından emin olunur. Başka bir deyişle, gergin, endişeli, korkutucu davranışlarından kurtulur ve normal şekilde tepki vermeye başlar.

Sonuç olarak, hipnoterapinin birçok psikolojik rahatsızlıkta olduğu gibi, mümkün olan en kısa sürede ve kaygı bozukluklarında hipnoterapi en etkili tedavi olduğu söylenebilir.